8 Mart’ta Seçime sahne olacak olan İzmir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nde tarih yaklaştıkça başkan adayları arasında karşılıklı suçlamalar yaşanıyor. Başkan adaylarından Hasan Çetin, Birliğin Torbalı’daki 44 bin metrekarelik tarla vasfında arazisinin yönetim kurulu kararı ile satışa çıkarma konusunda diğer başkan adayı Arif Uyguner’in de imzasının bulunduğunu ileri sürdü.

Çetin’in bu iddiasına karşılık olarak Arif Uyguner’den açıklama geldi. Mevcut yönetim tarafından böyle bir girişimin olduğunu ancak kendisinin bu karara “şerh” koyduğunu belirten Uyguner,

“Öncelikle tüm üyelerin ve kamuoyunun bilmesi gereken bir noktayı vurgulayayım. Son 4 yıldır yönetimde yer almıyordum. Görevden ayrılanların yerine yedek 3. sıradan yaklaşık 1 yıl oldu, ana yönetime girdim. Hasan Çetin de aynı şekilde bir önceki dönemde yedek listede yer alıyordu ve aynı yönetim listesindeydik. Aynı listede yedeklerde olduğumuz Hasan Çetin’in şahsımı bu şekilde hedef almasına anlam veremiyorum. Bahsettiği Torbalı’daki 44 bin metrekarelik tarla satışıyla ilgili eksik bilgiler veriyor. Ben tamamlayayım, sadece Torbalı değil, Bergama’daki taşınmaz satışı da gündemdeydi. Şahsım ve iki yönetim kurulu üyesi olarak biz bu satışlara şerh koydurduk ve belgeleri kamuoyu ile paylaşıyoruz. Eğer başka sormak istedikleri bir konu varsa, doğrudan bize ulaşıp bilgi alabilirler. Yalan yanlış bilgilerle ve iftiralarla yapılan açıklamalar yanlıştır. Sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi tek dileğimiz” ifadelerini kullandı.

ADAY HASAN ÇETİN SOSYAL MEDYADAN CEVAP VERDİ

Çetin şunları yazdı: “Sayın Arif Uyguner’in ifadeleri, yönetimde bulunduğu sürede alınan kararlar ve süreçler konusunda kamuoyunu yanlış yönlendirme riski taşımaktadır. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir yönetim kurulunda görev almak, alınan kararlara ortak olmak ve sorumluluk taşımak anlamına gelir. Yönetimde bulunan herkes, alınan kararların bir parçasıdır ve bugün eleştirilen konular geçmiş dönemin yönetimsel kararlarının sonucudur. Torbalı’daki taşınmazın satışıyla ilgili olarak dile getirilen “şerh koyduk” iddiası, sürecin tamamı göz önüne alındığında eksik bir bilgidir. Yönetimde yer alıp sonradan farklı bir pozisyon almak, geçmişte alınan kararların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Eğer gerçekten bu satışların karşısında olunmuş olsaydı, sadece şerh koymak değil, daha etkin bir mücadele verilmesi gerekirdi. Ayrıca, karar defterine şerh düşmenin kararın sonucuna etki etmeyeceğini bilmiyor musunuz? Madem bu satış kararına karşıydınız, sadece şerh düşmekle yetinmek yerine, gerçekten bir duruş sergileyerek yönetim kurulu üyeliğinden istifa etseydiniz daha doğru olmaz mıydı? Bugün, alınan kararları eleştirmek yerine, o gün yapılması gerekeni yapmış olsaydınız, üreticilerimiz için çok daha samimi bir duruş sergilemiş olurdunuz.” dedi.

Open chat
Haber Ödemiş Hattına Hoşgeldiniz.. Lütfen iletinizi yazınız !