Bugün Odemiste ya da yurdun farklı bölgelerinde yaşayan birçok vatandaş için otomobil artık bir lüks değil, bir ihtiyaç. İşe gitmek, çocuğu okula bırakmak, ürününü pazara taşımak…

Ancak bu denli önemli bir ihtiyaç lüks tüketim kategorisine katılarak aracını yeni nesil segmentine katmak isteyen herkesin karşısına bir engel olarak çıkıyor: “yüksek vergiler, özellikle de ÖTV.”


Bir otomobilin fiyatına bakıldığında, ödediğimiz paranın neredeyse yarısının vergi olduğunu görüyoruz. Vatandaş araca ulaşamıyor, esnaf satış yapamıyor, sanayi sitesinde işler duruyor. Sonuçta kaybeden sadece araç almak isteyen değil; tamirciden yedek parçacıya, galericiden nakliyeciye kadar herkes oluyor.
Oysa bu tablo değiştirilebilir.


Araç üzerindeki ÖTV’nin düşürülmesi ya da tamamen kaldırılması, piyasayı rahatlatır. Araç fiyatları düştüğünde satış artar, satış arttığında sanayi canlanır. Oto sanayi sitelerinde daha fazla çırak yetişir, ustalar iş bulur, yedek parça satan esnaf nefes alır. Yani otomobil, vergi yükü olmaktan çıkar; istihdam kapısı haline gelir.


Bugün birçok vatandaş elinde birikimi olmasına rağmen yüksek fiyatlar nedeniyle aracını yenileyemiyor. Neredeyse 20 yıllık araçlar trafikte kalmaya devam ediyor, bu da hem güvenlik hem de çevre açısından ayrı bir sorun oluşturuyor.
Devlet elbette vergi toplamak zorunda. Ancak yüksek vergiden az satış mı, yoksa makul vergiden çok satış mı daha kazançlıdır?

Bu soru artık sadece büyük şehirlerde yaşayan vatandaşlara değil, ülkede yaşayan herkese ait bir sorudur.


Otomobil, bizim gibi yerleşimin dağınık olduğu bölgelerde bir zorunluluktur. Çiftçinin, küçük esnafın, işçinin hayatını kolaylaştırır. Bu nedenle araçtan alınan vergi politikaları yeniden gözden geçirilmelidir.


Özetle;
Araç üzerindeki ÖTV düşerse sadece direksiyonlar dönmez, ticaretin çarkları da döner.
Vergi yükü azalırsa, iş artar, istihdam artar umut artar.

Open chat
Haber Ödemiş Hattına Hoşgeldiniz.. Lütfen iletinizi yazınız !