Koronavirüs pandemisi kendi içerisinde duygusal bir pandemiyi de tetikledi. Salgın şartlarında uygulanan sosyal izolasyon bu dönemde yalnızlık hissini tehlikeli boyutlara çıkardı. Zira uzmanlar yalnızlık hissinin yakın ilişkilerde “bulaşıcı” olduğunu söylüyor.
İstatistiklere göre her altı çiftten biri yalnız hissediyor. Uzmanlar ise bu hissi iyi yönetmenin önemine vurgu yaparken tetikleyicileri konusunda uyarıyor.
Psikolojik çalışmaların, özellikle son zamanlarda yalnızlığın nedeniyle ilgilendiğini kaydeden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Yalnızlık, ilk olarak hoş olmayan, öznel psikolojik bir durum olarak açıklandı. Fakat daha sonrasında kişinin ihtiyaç duyduğu sosyal ilişkilerinin yetersiz olmasına veya var olan sosyal ilişkilerinde kişinin arzu ettiği yakınlığın, duygusallığın ya da samimiyetin olmamasına gösterilen bir tepki olarak özetleniyor.
Bu açıdan bakıldığında kişilerarası yalnızlık, sosyal yalnızlık, kültürel yalnızlık, psikolojik yalnızlık, kişinin kendi içerisinde kurmuş olduğu dinamikler açısından yalnızlık gibi çeşitleri de var. Bazen duruma bağlı olabiliyor, bazen yalnızlık kronikleşebiliyor ya da toplumsal bir parçanın yansıması olarak da gelişebiliyor” açıklamasında bulunuyor.
6 çiftten bir tanesi yalnızlık hissi yaşıyor
İlişkilerde yalnızlığa kadınların daha duyarlı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gül Eryılmaz sözlerini şöyle sürdürüyor: “Her altı çiftten bir tanesinde yalnızlık hissi olduğu istatistiklerde görülmektedir. Bu his yönetilmediği zaman da ilişkiye zarar verecek hale gelebiliyor. Böylelikle kişinin psikolojisine iyi gelmeyen bir durum ortaya çıkıyor. Özellikle kadınların buna daha yatkın olduğu çalışmalarda ortaya çıkmış durumda.
Yapılan çalışmalara göre günde iki saatten fazla sosyal medya kullanımının da ilişkideki yalnızlığı artırabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Özellikle sosyal medyanın bu kadar aktif kullanıldığı bir dönemde yalnızlığın da bu kadar ortaya çıkması insanı şaşırtmıyor. Sosyal medyada kurulan ilişkiler ‘mış’ gibi ilişkiler ve bu ilişkiler, gerçekte olan ilişkiden daha farklı etki ediyor. Beyin buna alışırsa, gerçekten çıkma, fanteziye kayma, dolayısıyla da yalnızlık ortaya çıkabiliyor.
Duyguları konuşmayı öğrenin:
Bir diğer önerim ise duyguları konuşmayı öğrenmek. Ailelerde de anne babalar duygularını göstermiyor, küsüyorlarsa, bir sorun çözme mekanizması uzaklaşma üzerinde oluyorsa ergenler de bunun üzerinden dünyayı böyle yorumluyor ve küsmeye, duygularını konuşmamaya başlıyorlar. Yapılan şeyler, bir sonraki jenerasyonu da etkiliyor. Hem genetik hem davranışı öğrenmeyle ilgili aktarım oluyor. Bunu değiştirmek tamamen kendi elimizde.
